<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>off the screen</title>
	<atom:link href="http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://offthescreen.net/blog</link>
	<description>my research notes and everyday thoughts on Turkish television</description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Oct 2011 22:11:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Ala Dergisi Bana Ne Söyledi?</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=359</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=359#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Oct 2011 22:11:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[My Posts/Benim Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Ala dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=359</guid>
		<description><![CDATA[Dergilere göz atıp, biraz utana sıkıla aralarından birini aldım. İtiraf etmeliyim ki o an elimde Ala dergisini görenlere, tıpkı evlilik programını “araştırma” amaçlı izlediğimi not düşme ihtiyacı duyduğum gibi, dergiyi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=360" rel="attachment wp-att-360"><img class="alignnone size-medium wp-image-360" title="aladergisi" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2011/10/aladergisi-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p>Dergilere göz atıp, biraz utana sıkıla aralarından birini aldım. İtiraf etmeliyim ki o an elimde Ala dergisini görenlere, tıpkı evlilik programını “araştırma” amaçlı izlediğimi not düşme ihtiyacı duyduğum gibi, dergiyi sosyal araştırmacı hallerimden doğan bir merakla aldığımı söyleyebilmeyi diledim. Şimdi kütüphanede etrafımı sarmış ciddi ciddi ders çalışan onlarca sosyal bilim öğrencisinin arasında olmanın bana sağladığı (öz)güvenli alanda, rahatlıkla Ala dergisi hakkında düşündüklerimi yazabilirim.</p>
<p>Elimdeki sayı Eylül sayısı. Arka kapakta (nedense hep önce oraya bakarım) ‘Türkiye’nin ilk nanoteknolojik eşarbı’ reklamı var. Nanoteknolojik örtünme nasıl olur diye düşünmek beni epeyce eğlendirdi. Sonra ön kapağa geçtim. Kapakta başı örtülü güzel bir kadın. Derginin sloganıyla da burda tanıştım: “Güzel yaşam tarzı dergisi”.</p>
<p>Kemalizmin projeksiyonundaki dindar/başörtülü kadına karşın, Türkiye’de müslüman dindarların da çeşitli ve dönemsel olarak dönüşen başörtülü kadın projeleri vardır. Küçük yaşlardan beri aklım dindar bir ailenin kızı/dindar bir kadın olmaya yüklenen anlamları sorgulamayı seçti. Bunu erken yaşlarda öğrenmemin sebebi, gündelik hayatımda geçtiğim patikaların, ideolojik kategorilerle hiçbir şekilde örtüşmüyor olması olsa gerek (zaten kimin öyledir ki?). Sanırım 80lerden 90lara, hatta 2000lere uzanan yıllarda bu proje içinde dindar kadında “olması beklenen” özellikler şunlardı: Vakur, kararlı, hanım hanımcık, prensiplerine bağlı, namuslu, büyüklerine saygılı, kibar, bakımlı, dikkat çekmeyen, temiz, parfüm kullanmayan, sigara içmeyen, başarılı, çalışkan ama uzun vadeli kariyer hedefleri olmayan&#8230; Bütün bu tutarsız sıfatlar içinde hep çok tutarlı olmakla kafayı bozmuşumdur. Proje ne olursa olsun, ve de ne kadar tutarsız saiklere dayanırsa dayansın, beklenen şey çok tutarlı olmaktı. Sanki dünyanın tüm tutarsızlıklarının kimyasal çözümü, içine kadını tutarlı bir elemente dönüştürüp karıştırmakla mümkünmüş gibi&#8230;</p>
<p>Elle, Vogue, Cosmopolitan gibi dergilerin yıllardır görmezden geldiği ‘müşteri’ kitlesi büyüdü, görünen o ki zenginleşti de. Tabii bunun da ötesinde dindarların ‘kadın’ projesi güncellendi. Parfüm, makyaj, eklektik giyim yarzı, tüketim&#8230; Kısacası demek istediğim, güzel yaşam tarzı dergisi Ala, son yıllarda gözlemlenen bir dönüşümü görselleştirmiş. Daha çok tüketen müslümanlara yeni görsel ürünler sunulmuş. Dikkat çeken önemli bir husus da şu ki, başörtülü kadınlar artık sadece giyinen, kuşanan, tüketen değil, aynı zamanda görsel kültür içinde tüketilen birer nesne haline gelmişler. Kadın bedeninin nasıl tüketim nesnesi olduğuna dair yazıp çizenlere de yeni bir yazma mecrası açılmış.</p>
<p>Ancak bana kalırsa hikayenin bir başka boyutu da var. Dergiye ‘cadde’ dosyası içinde poz veren genç kadınlara baktım. Yüzlerine baktım. 20li yaşlarının başında genç bir kadın olmanın ne demek olduğunu hatırlamaya çalıştım. Pahalı markalardan özel tasarlanmış kombinasyonlar filan giymediğim, ama ne giydiğime dikkat ettiğim, satın alırken beğenerek aldığım kıyafetlerimin, başörtülerimin toplumun önemli bir kesimi için iğrenç, komik ve mide bulandırıcı bulunduğu duygusuyla yaşadığım zamanları&#8230; Ailemin içinde fazlasıyla özgüvenli bulunan bir genç kadın olarak okulda ve sokakta, tüm direnişime rağmen aşınan özgüvenimi&#8230; Sanırım Ala dergisine poz veren kadınların gözlerinde, tüketim kültürüne daha sıkı sıkıya yapışarak da olsa, kendilerini sokaktaki “diğerlerinden” farklı kılan bu berbat duyguları görmedim. Bu benim için, hem bir kadın olarak, hem başını örten bir kadın olarak, hem de bir araştırmacı olarak salt olumsuzlayamayacağım, eleştirsem de bunu dindarların/dindarlığın yozlaşması gibi basit bir yanılsama içinde yapamayacağım bir dönüşüm.</p>
<p>Bu iki noktayı beraber düşünürsek, Cosmopolitan dergisine poz veren kadınların gözlerinde ataerkil toplum tarafından yüzde yüz olumlandığını hissettiren o bakışla, Ala dergisindeki kadınların gözlerindeki özgüveni artık benzer bir analitik düzlemde anlayabiliriz. Her iki derginin afiliye olduğu toplumsal projeler, söylemler, önkabuller farklı olsa da (ne kadar farklı olduğu önemli bir tartışma konusudur), kadın bedenini nesneleştiren ataerkil kültürden beslendiklerini söylemek için çok dolambaçlı analizlere lüzum kalmadı. Türkiye’de Ala ve benzeri dergilerin piyasaya çıkışıyla görsel kültür bize bütün bedenini örtse de, çıplak poz verse de kadın bedeninin hep ataerkil bir arzuya konuştuğunu, bu arzuyu çerçeveleyen ideolojinin kimi zaman özgür yaşam, kimi zaman güzel yaşam tarzı diye ‘pazarlandığını’ söyleyebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Analizlerle uçarken dönüm kendi gündeliğime de bakayım. Dolabımı her açtığımda, dışarı her çıkacağımda neyin üstüne ne giyeceğim, ne zaman ne kadar makyaj yapmam uygundur, vs. üzerine düşünmediğim tek gün yok. Bundan bir kadın olarak kaçmak çok kolay değil. Eh, çok da tutarlı olmamı beklemeyin. Hiç sevmem&#8230; Bütün bunları yazarken bir yandan da yazının önceki kısımlarında yazdığımı düşünüyorum: bu görsellik ataerkilliğin, nesneleşmenin, metalaşmanın ötesinde benim ve bütün bu kadınların öznelliği hakkında ne söyler? Bu soruyu cevaplamak o kadar da kolay değil aslında.</p>
<p>Son olarak not düşmek isterim ki, başını örten kadınların böyle bir dünyası hiç yokmuş gibi davranmak yerine, bunun artık görsel kültür endüstrisine eklemlendiğini görmek lazım.   Bunu eleştirecek önemli bir kitlenin yanında, tüketecek de önemli bir kitle var. Tutarlı olmak istediğim bir konu varsa o da şudur: bu dergiye yönelteceğim/altına imza atacağım eleştirilerin fazla  iddialı, farklılıkları bulanıklaştıran ve tektipleştirmek isteyen projelerden beslenmemesi&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=359</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Global Köyün Bıçkın Delikanlısı</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=342</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=342#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2011 09:38:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[My Posts/Benim Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[Quotes/Alıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Araç mesajdır]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink]]></category>
		<category><![CDATA[Marshall McLuhan]]></category>
		<category><![CDATA[Ogün Samast]]></category>
		<category><![CDATA[erkansaka.net]]></category>
		<category><![CDATA[global köy]]></category>
		<category><![CDATA[ulus-devlet]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=342</guid>
		<description><![CDATA[Ogün Samast’ın kendisini cezasını çekmek üzere hapishaneye gönderen mahkemede yaptığı son savunmada Marshall McLuhan’ın “Araç mesajdır” iddiasını sloganlaştırıp, “beni bu hale getiren medyadır” dediğini Pınar Öğünç’ün bugünkü yazısından öğrendik.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=343" rel="attachment wp-att-343"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-343" title="ogun-samast" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2011/07/ogun-samast-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Ogün Samast’ın kendisini cezasını çekmek üzere hapishaneye gönderen mahkemede yaptığı son savunmada Marshall McLuhan’ın “Araç mesajdır” iddiasını sloganlaştırıp, “beni bu hale getiren medyadır” dediğini Pınar Öğünç’ün bugünkü yazısından öğrendik.</p>
<p>McLuhan’ı fazla okumuşluğum yok.  Medyada üretilen ‘mesajların’ içeriğinin yanında hangi araç/medium’la iletildiğinin de insan algısı üzerinde etkili olduğunu iddia ettiği bir teorisi vardır. Bir de bu araçlar yoluyla sınırları aşan iletişim kanallarının dünyayı “global köy” haline getirdiği iddiası da ona aittir.</p>
<p>McLuhan global köyden göçeli 30 yıl olmuş. Ondan sonra medya çalışan birçok araştırmacı, teorisyen, medyanın ulus-devlet sınırlarını aşan, gevşeten, önemsizleştiren gücü üzerine yazdı, çizdi. Sonra 2011’in Türkiye’sinde bir katil, İstanbul’un orta yerinde bir Ermeni’yi, Hrant’ı öldürmesini tamamen ırkçı ve milliyetçi duygularının medya tarafından “azdırılmasıyla” açıklarken, McLuhan’a referans verdi.</p>
<p>Araç mesajdır iddiasının bu savunmaya meze edildiğini hissettiyse McLuhan’ın mezarında kemikleri sızlamış olsa gerek. 80lerde öldüğünde henüz bırakın sosyal medyayı, interneti bile görememişti. Ulusaşırı iletişimin bu denli hızlandığı ve kolaylaştığı bir dünyada, ulus-devletler hala bütün ihtişamıyla ırkçılığı ve milliyetçiliği yan cebinde saklamaya, bu yolla İstanbul’da Ermenileri, Norveç’te göçmenleri öğütmeye devam ediyor.</p>
<p>Medya çalışmanın ontolojik sıkıntısı da burda. Yazar, çizer, ölür gidersiniz. Sizden sonra herşey çok hızlı değişir. Değişmesini umud ettiğiniz birçok şey de öylece kalır.</p>
<p>Öğünç&#8217;ün yazısı:</p>
<h1>Samast&#8217;ın &#8216;diyalektik&#8217;e sürüklenişi</h1>
<p><strong>RADİKAL HAYAT / 27/07/2011</strong></p>
<p><strong>Diyalektik, Hegel, Marshall McLuhan, Nâzım Hikmet&#8230; SSÇ Ogün Samast&#8217;tan hukuk felsefesi ve iletişim teorisi&#8230;</strong></p>
<p>Adalet AVM’sini andıran yeni ıstanbul Adalet Sarayı’nda üçüncü katta bir grup gazeteci bekliyor. Zaten danışmada Çocuk Mahkemesi’ni sorduğunuz anda, “Samast üçüncü kat” yönlendirmesi geliyor.<br />
Samast’a suikast ihbarının ardından Adalet Sarayı’nın kendi güvenlik ekibi dışında çevre karakollardan da polis memurları görevlendirilmiş. Keyifleri yerinde çünkü içerisi ziyadesiyle serin. Ortada Ogün Samast’ın daha getirilmediği haberleri dolaşırken, az ilerimdeki polislerin yanına başka biri geliyor ve “Ogün Samast giriş yaptı” diyor sessizce. Misal bir devlet başkanına çok yakışan bir tarif olurdu bu.<br />
Saat 11’i geçmişken, beklediğimiz bir kişi daha var: Ogün Samast’ın avukatı Levent Yıldırım. Mübaşir “şimdi arayınca da fırça kayıyor ‘Geliyoruz ne var’ diye. O yüzden arayamıyorum” diyor. Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin “Ben arayayım bari” diyor istihzayla.<br />
Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast, gri takım elbisesi, bordo gömleğiyle yanımızdan salona sokulurken o beyaz bereli, yarı kilosundaki halini hatırlıyorum. Gözlerimizin önünde semirmiş, büyümüş bir çocuk&#8230;</p>
<p><strong>Nâzım Hikmet göndermesi</strong><strong> </strong><br />
‘Tasarlayarak insan öldürmek’ ve ‘ruhsatsız silah taşımak’ suçlarından yargılanan Samast, avukatından önce sözü alıyor. Yine el yazısıyla, belli ki her satırın altına cetvel koyarak toplam 15 sayfalık iki mektup yazmış. şimdiye kadarki ifadelerinin kokteyli gibi, ama biraz daha zenginleştirmiş de.<br />
Mahkeme başkanının ‘yakışıklılığıyla’ kendisininki arasında paralellik kurarken yüzüne yayılan gevşekliği saymazsak, konuşurken çok terliyor. Elleri de titriyor; görünüyor. “Her bilinende, bilinmeyeni okumanın adı felsefe. Her bilinmeyende bilinenin adını okuma hukuktur” diye başlayıp ortaokul kompozisyon seviyesinde bir metin sunuyor mahkemeye.<br />
Salonda heyet tarafından da SSÇ olarak kısaltılan ‘suça sürüklenen çocuk’ Samast, suça sürüklenişinin hikâyesini anlatıyor. ıçinde Hegel, diyalektik de var, ‘bilinç taşeronları’, ‘bilinç gurmeleri’, ‘kof burjuva’, ‘yamyam şöleni’ gibi tamlamalar da&#8230; Alıntı sayısı artmış. Suçu yine Emin Çölaşan, Ertuğrul Özkök, Vatan ve Hürriyet gazetelerine atarken Marshall McLuhan’ın ‘Araç mesajın kendisidir’ tezine gönderme yapıyor mesela. Uzun bir alıcı-verici-ileti denklemi anlatıyor. “Shannon Weawer’a göre” diyor ama Shannon’la Weawer ayrı insanlar. Samast’ın ağzından Nâzım Hikmet duymaya katlanabilir misiniz? Bu da oldu.<br />
Hesap devam ediyor: Jacobsen’a (kim bilmiyoruz) göre basının suça teşvik gücü yüzde 54. SSÇ’nin kendi tabiriyle eğitimsizliği, cehaleti ve bunlardan kaynaklı etkilenebilirliği de yüzde 25 olarak eklendiğinde, toplamda yüzde 79 onun suçu değil bu cinayet. Bu rakamı daha önce de vermişti zaten. “Tüm üzgünlüğümle ve ıslah olmuşluğumla selamlıyorum” diyor. Bugün olsa yapmazmış, düpedüz beraat istiyor.</p>
<p><strong>‘Üstlenmiş olabilir’</strong><strong> </strong><br />
Avukatı Levent Yıldırım, 29 sayfalık savunmasını okuduğu ve özellikle de bıkkın bir öğrenci gibi okuduğu için katlanılmaz geliyor. ıçeriği mi? Mealen bana bunu medya ve kötü çevrem yaptırdı diyen bir sanığın avukatı, görgü şahitlerinin aslında Samast’ı teşhis edemediğinden, kamera görüntülerinin bulunmadığından, zaten ecstasy içtiğinden giriyor lafa. “Yapmamış, üstlenmiş olabilir” tezi, Samast’ın ifadelerinden sonra ne kadar manalı, bilmiyorum.<br />
Yıldırım da beraat talebini, ‘çocuk’ Samast’ın çocuk usullerine göre sorgulanmadığı, suç mahalinde yer göstermeden önce avukatıyla görüştürülmediği iddialarıyla talep ediyor.<br />
Sonuç: ‘Tasarlayarak insan öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılan Samast’ın cezası, ‘çocuk’ olduğu için 21 yıl 6 ay. ‘Ruhsatsız silah taşıma’dan aldığı 2 yıl hapis ve 900 TL para cezası da aynı gerekçeyle 1 yıl 4 ay hapis ve 600 TL.<br />
ıçeri götürürlerken Samast, avukatı Levent Yıldırım’a ‘Ne oluyor’ gibi gergin bir bakış attı. Ondan da gergin olan Yıldırım ise bir spor müsabakası jestiyle karşılık verdi. ıki eliyle ‘Oyuna devam’ dedi. Bu cuma Dink davası görülecek. Samast’ın ‘terör örgütü üyeliği’ davası ise 23 Eylül’de</p>
<p>Link: <a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&amp;ArticleID=1057771&amp;Yazar=PINAR%20%D6%D0%DCN%C7&amp;Date=27.07.2011&amp;CategoryID=41">http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&amp;ArticleID=1057771&amp;Yazar=PINAR%20%D6%D0%DCN%C7&amp;Date=27.07.2011&amp;CategoryID=41</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=342</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Esra Erol Won the Altın Kelebek Award for “The Female Speaker of the Year”</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=333</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=333#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jun 2011 22:37:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selected News/Seçme Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Erol]]></category>
		<category><![CDATA[altın kelebek]]></category>
		<category><![CDATA[award]]></category>
		<category><![CDATA[day-time show]]></category>
		<category><![CDATA[marriage show]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=333</guid>
		<description><![CDATA[Esra Erol, the host of the popular TV show, “Marry Me”, won the award for the best female speaker of the year 2011. Altın Kelebek is one of the oldest...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Esra Erol, the host of the popular TV show, “Marry Me”, won the award for the best female speaker of the year 2011. Altın Kelebek is one of the oldest TV awards organisation, which has been organised by Hurriyet newspaper for the last 38 years in  Turkey.</p>
<p>The news item is from Hurriyet, published on June 13, 2011.</p>
<p><a href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/18014274_p.asp">http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/18014274_p.asp</a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-334" href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=334"><img class="alignnone size-full wp-image-334" title="esraerolödültöreni" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2011/06/esraerolödültöreni.jpg" alt="" width="500" height="747" /></a></p>
<p><strong>Magazin Hattı</strong></p>
<p><strong>&#8216;Altın Kelebek&#8217;ler sahiplerini buldu</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Aslı YURTSEVEN / hurriyet.com.tr<br />
</strong><br />
38. Altın Kelebek Ödül Töreni, Haliç Kongre Merkezi&#8217;nde oldukça görkemli başladı. 19.00’daki kokteyl ile birlikte ünlüler kırmızı halıda göründü.</p>
<p>Petek Dinçöz, Alişan, Erkan Yolaç, Halit Kıvanç, Bora Öztoprak, Ozan Orhun, Ziynet Sali, Okan Bayülgen, Tolga Savacı ve Nermin Bezmen, Safiye Soyman, Volkan Konak, Bahar Öztan, Tülin Şahin ve Nuri Alço, Bülent Ersoy, Ece Gürsel, Nez, Nil Karaibrahimgil, Esra Eron, Uğur Dündar Hıncal Uluç, Erkan Özerman, Acun Ilıcalı, Rıdvan Dilmen, Güntekin Onay geceye gelen ünlülerden sadece bazıları&#8230;</p>
<p>Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök geceyle ilgili soruları şu sözlerle cevapladı: Önemli olan bir işe başlamak değil devam ettirebilmektir. Sanatçılar cennete gider çünkü onlar hep bizim dünyamızı güzelleştirmeye çalışan insanlar. Bu gecenin de çok güzel geçeceğini düşünüyorum “ dedi.</p>
<p>Saat 20.15&#8242;den itibaren konuklar salona alınmaya başladı.</p>
<p>Öyle Bir Geçer Zaman ki ekibi geceyle tekneyle geldi.</p>
<p>Aras Bulut’un gelmesiyle birlikte çevresini  genç kızlar sardı ve fotoğraf  çektirme yarışına girdi.</p>
<p>Nilay Dorsa&#8217;nın kıyafeti oldukça ilginçti.</p>
<p>Simge Tertemiz de gösterişli kıyafatiyle ilgi topladı.</p>
<p>Erkeklerde de Bora Öztoprak şapkasıyla fark yarattı.</p>
<p>Ayşe Arman ve Beyazıt Öztürk&#8217;ün sunduğu ödül töreni başladı.</p>
<p>İşte 38. Altın Kelebek ödülleri:</p>
<p>En iyi kadın sunucu: Esra Erol</p>
<p>En iyi erkek sunucu: Acun Ilıcalı</p>
<p>En iyi kadın haber sunucusu: Nazlı Tolga</p>
<p>En iyi erkek haber sunucu: Uğur Dündar</p>
<p>En iyi haber programı: Canlı Haber-NTV Can Dündar</p>
<p>En iyi yerli dizi: &#8216;Öyle Bir Geçer Zaman ki&#8217;</p>
<p>En iyi komedi dizisi: Yahşi Cazibe</p>
<p>En iyi kadın komedi oyuncusu: Aslıhan Gürbüz Yahşi Cazibe</p>
<p>En iyi erkek komedi oyuncusu: Tolga Çevik- Komedi Dükkanı</p>
<p>Drama dalında En iyi kadın oyuncu: Ayça Bingöl</p>
<p>Drama dalında En iyi erkek oyuncu: Erkan Petekkaya</p>
<p>Yılın en iyi şarkısı : Sevdanın son vuruşu-Tarkan</p>
<p>En iyi yarışma programı:Survivor (Acun Ilıcalı)</p>
<p>En iyi Türk Pop Müziği erkek solist:Tarkan</p>
<p>En iyi Türk Halk Müziği kadın solist: Zara</p>
<p>En iyi Türk Halk Müziği erkek solist: Volkan Konak<br />
En iyi Türk Pop Müziği kadın solist: Hande Yener</p>
<p>En iyi Türk Sanat Müziği kadın solist :Bülent Ersoy</p>
<p>En iyi Türk Sanat Müziği erkek solist: Nev</p>
<p>En iyi fantezi müzik kadın solist: Sibel Can</p>
<p>En iyi fantezi müzik erkek solist: İbrahim Tatlıses<br />
En iyi spor programı: Yüzde Yüz Futbol (Rıdvan Dilmen-Güntekin Onay)</p>
<p>En iyi magazin programı: 2. Sayfa</p>
<p>En iyi güncel kültür-sanat-yaşam programı: Yaşamdan Dakikalar</p>
<p>En iyi çıkış yapan solist: Nil Özalp- Can Bonomo-Nazlı-Berkay</p>
<p>En iyi Grup: Gripin</p>
<p>En iyi çıkış yapan grup: TNK</p>
<p>En iyi klip : Emre Aydın -Son defa</p>
<p>Tv Yıldızları Özel Ödülleri: ENBE Orkestrası- Meryem Uzerli</p>
<p>13 Haziran 2011</p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=333</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TV is Responsible for Rise in Violence, says the Minister</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=320</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=320#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 22:38:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selected News/Seçme Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[International Women's Day]]></category>
		<category><![CDATA[Selma Aliye Kavaf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[Selma Aliye Kavaf, the Minister of State For Women and Family (Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı), declares on the International Women’s Day that when violence became visible through television broadcasting it...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote>
<div id="_mcePaste">Selma Aliye Kavaf, the Minister of State For Women and Family (Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı), declares on the International Women’s Day that when violence became visible through television broadcasting it increased manyfold. The news item of March 9, 2011 is from NTVMSNBC.</div>
<div id="_mcePaste">URL: http://www.ntvmsnbc.com/id/25190665/</div>
</blockquote>
<div><a rel="attachment wp-att-321" href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=321"><img class="alignnone size-medium wp-image-321" title="kavaf" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2011/03/kavaf-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></div>
<div id="_mcePaste"><strong>Kadına yönelik şiddeti değerlendiren Bakan Kavaf&#8217;a göre televizyonlar</strong></div>
<div id="_mcePaste"><strong>aracılığıyla şiddet olayları görünür hale gelince daha da arttı.</strong></div>
<div id="_mcePaste">Güncelleme: 17:38 TSİ 09 Mart. 2011 Çarşamba</div>
<div id="_mcePaste">Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Diyarbakır&#8217;da Vali Mustafa Toprak&#8217;a yaptığı ziyarette</div>
<div id="_mcePaste">Türkiye&#8217;de kadın ve çocuğu yönelik şiddetle ilgili yapılmış bir envanter çalışması ve</div>
<div id="_mcePaste">istatistiğin bulunmadığını söyledi.</div>
<div id="_mcePaste">Bakan Kavaf, kadına yönelik şiddetin artmasında medyanın rolünün büyük olduğunu</div>
<div id="_mcePaste">iddia etti. Kavaf, Türkiye&#8217;de insanların yüzde 94&#8242;ünün televizyon seyrettiğini ve yüzde</div>
<div id="_mcePaste">86&#8242;sının da tek eğlence aracının televizyon olduğunu dile getirdi.</div>
<div id="_mcePaste">Kavaf&#8217;a göre muhtelif kanallardan sürekli pompalanan bir tüketim alışkanlığı, cinsellik,</div>
<div id="_mcePaste">bunlara erişememe, bunları bastırma ya da erişmek için kendini zorlamak şiddete yol</div>
<div id="_mcePaste">açıyor.</div>
<div id="_mcePaste">Medyanın yaygınlaşması sonucu tüm şiddet olaylarının görünür ve duyulur hale</div>
<div id="_mcePaste">geldiğinden şikayet eden Bakan şöyle konuştu:</div>
<div id="_mcePaste">&#8220;Ama önceden medyada söylem bu kadar etkin değildi. Yaşanan benzeri cinayetler</div>
<div id="_mcePaste">kamuoyunun gündemine gelmeyebiliyordu. Kadınlarda duyarlılık, farkındalık oluşması, bu</div>
<div id="_mcePaste">konuda destek istenmesi, polise çok rahat başvurur hale gelmeleri, konunun medyada</div>
<div id="_mcePaste">gündeme geliyor olması artmış gibi gösteriyor.</div>
<div id="_mcePaste">Ama aslında var olanların daha ziyade görünür olması sağlandı. Türkiye 9-10 yıl önceki</div>
<div id="_mcePaste">Türkiye değil. Bu konuda çok ciddi yasal değişiklikler yapıldı. 2002 yılında Türkiye&#8217;de</div>
<div id="_mcePaste">sadece 8 kadın konukevi vardı. Şimdi ise 66 tane var. Sadece bizim Bakanlığa bağlı 45</div>
<div id="_mcePaste">kadın konukevi var. Yapılan çok şey var. Bunlar yeterli mi? Yeterli değil. Ama esas olan</div>
<div id="_mcePaste">sebepleri ortadan kaldırmaktır.&#8221;</div>
<div id="_mcePaste">ŞİDDETİN İSTATİSTİĞİ DE ÇALIŞMA DA YOK</div>
<div id="_mcePaste">Bir gazetecinin; &#8221;Dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kadına yönelik şiddetin</div>
<div id="_mcePaste">yüzde bin 400 artığını belirtti. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?&#8221; sorusuna Bakan</div>
<div id="_mcePaste">Kavaf, &#8221;Şimdi yüzde bin 400 rakamını nereden aldıklarını bilmiyorum. Ancak Türkiye&#8217;de</div>
<div id="_mcePaste">kadın ve çocuğa yönelik şiddetle ilgili yapılmış bir envanter çalışması, istatistik yok&#8221; dedi.</div>
<div id="_mcePaste">Kavaf, ilk defa geçen yıl İçişleri Bakanlığı ile protokol imzaladıklarını, şiddete uğrayan</div>
<div id="_mcePaste">kadınların karakola başvurduklarında bir form doldurduklarını belirterek, bunun karakola</div>
<div id="_mcePaste">giden şiddet mağduru kadının polis tarafından zoraki tekrar eve gönderildiği, spekülatif</div>
<div id="_mcePaste">haberleri ortadan kaldırmak için uyguladıklarını, ayrıca bu formlar vasıtasıyla envanter</div>
<div id="_mcePaste">bilgiye ulaşacaklarını, kaç kişinin şiddet nedeniyle başvurduğunun ortaya çıkacağını</div>
<div id="_mcePaste">söyledi.</div>
<div id="_mcePaste">&#8221;Kadına yönelik şiddet konusunda erkeklerin eğitilmesi konusunda çalışmanız var mı?&#8221;</div>
<div id="_mcePaste">sorusuna Bakan Kavaf, öncelikle kadının şiddete uğradıktan sonra ilk gittiği yerin karakol</div>
<div id="_mcePaste">ve polisle muhatap olduğunu, İçişleri Bakanlığı ile yaptıkları protokol çerçevesinde</div>
<div id="_mcePaste">bugünlük idare0 polise eğitim verdiklerini ve bunun devam ettiğini vurguladı.</div>
<div id="_mcePaste">Şiddet gören kadının sağlık hizmeti alabileceğini, bu konuda da duyarlılık ve farkındalık</div>
<div id="_mcePaste">oluşturabilmek adına 59 bin sağlık personeline, hukuken hak arama süreci için de 326</div>
<div id="_mcePaste">aile mahkemesine eğitim verdiklerini bildiren Kavaf, bu konudaki çalışmaların sürdüğünü</div>
<div id="_mcePaste">dile getirdi.</div>
<div id="_mcePaste">Tüm bunların sonuca müdahale eden kamu personeline verilen eğitimler olduğunu,</div>
<div id="_mcePaste">Bakanlık olarak sonucu müdahil olduklarını anlatan Kavaf, şiddetin bir sonuç ortaya</div>
<div id="_mcePaste">çıktıktan sonra o sonuçtan çıkan zararı telafi etmeye çalıştıklarını vurguladı.</div>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=320</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Losing My History”: Muhteşem Yüzyıl Provokes Anxiety Among Turkish TV Viewers</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=294</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=294#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 Jan 2011 15:16:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selected News/Seçme Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Arinc]]></category>
		<category><![CDATA[RTUK]]></category>
		<category><![CDATA[dizi bölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[epsiode]]></category>
		<category><![CDATA[erkansaka.net]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[nationalism]]></category>
		<category><![CDATA[protest]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[tv serial]]></category>
		<category><![CDATA[yerli dizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=294</guid>
		<description><![CDATA[It is a serial about the past of a nation: Ottoman Empire is both the most honourable and most hated past of the Turkish nation. It is the traditional and...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><a rel="attachment wp-att-302" href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=302"><img class="alignnone size-medium wp-image-302" title="muhtesem-yuzyil-1-bolum-foto-galeri-309" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2011/01/muhtesem-yuzyil-1-bolum-foto-galeri-3092-300x205.jpg" alt="" width="300" height="205" /></a></p>
<p>It is a serial about the past of a nation: Ottoman Empire is both the most honourable and most hated past of the Turkish nation. It is the traditional and the Islamic. It is both remembered as the highest achievement of Turks in history, and the ancient regime which is defeated by the Republic. Indeed Turkish people themselves are very confused about their past, hesitant about embracing or denying it. Perhaps that’s why the Ottoman history is periodized as “Foundation, Rise, Stagnation and Fall”. Muhteşem Yüzyıl is a serial which is about the most prouded period of Ottoman history: it is about Suleyman who is known as “the Magnificent”, Kanuni Sultan Süleyman.</p>
<p>Interestingly the serial has been protested even before the pilot episode has been aired last week. Eventhe trailer triggered hatred among the Turkish nationalists: it was showing women dancers around Suleyman while he was (perhaps) having wine. How can we watch him in such banalities of everyday life, if he is the most powerful, most heroic most religious, most, most, most sultan of the Empire? A hero must always be on his horse, conquering the European lands with all his power and politeness and tolerance at the same time.</p>
<p>Now there are lots of blogs, websites and Facebook groups who are protesting the TV serial. Bulent Arinc, who is the Minister responsible from RTUK (Radio and Television Supreme Council) has declared his disappointment with the serial, and his expectation from the TV channel to stop the broadcasting on their own will, and complained about lack  of a law on the protection of ancestors, just like the Law on Protection of Ataturk.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-303" href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=303"><img class="alignnone size-large wp-image-303" title="muhtyy" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2011/01/muhtyy-1024x252.jpg" alt="" width="620" height="152" /></a></p>
<p>Here is a news item about Bulent Arinc’s declaration:</p>
<p><a href="http://www.milliyet.com.tr/arinc-tan-muhtesem-yuzyil-cikisi/siyaset/sondakika/07.01.2011/1336199/default.htm">http://www.milliyet.com.tr/arinc-tan-muhtesem-yuzyil-cikisi/siyaset/sondakika/07.01.2011/1336199/default.htm</a></p></blockquote>
<div>
<h1>Arınç&#8217;tan &#8216;Muhteşem Yüzyıl&#8217; Çıkışı</h1>
<p>Bir televizyon kanalında başlayan &#8220;Muhteşem Yüzyıl&#8221; dizisiyle ilgili tepkiler olduğunun anımsatılması üzerine Arınç, bunun kamuoyunda da büyük bir yankı bulduğunu söyledi.</p>
<p>&#8220;Ben de şahsen endişe ve üzüntü içindeyim&#8221; diyen Arınç, şunları kaydetti: &#8220;Kanuni Sultan Süleyman gibi bütün dünyada ve Osmanlı döneminde büyüklüğü bilinen ve ’Muhteşem Süleyman’ olarak tanıtılan bir insanın harem, içki düşkünü, hatta bazı sahnelerinde söylemeye dilim varmayan bir ilişki içerisinde göstermeye matuf&#8230; Fragmanlarından böyle anlaşıldığı düşünülebiliyor. Böyle büyük bir masraflarla dizinin çekilmiş olması ve gösterilmeye bir kaç gün önce başlanmış olmasından üzüntü duyuyorum. Ancak RTÜK yayına giren ve yayın sırasında yayın ilkelerine aykırı olduğu itirazıyla, şikayetiyle önüne gelen konular hakkında karar verebilmektedir. Önleyici bir imkanımız bulunmamaktadır. Önleyici imkanımız sadece tasarının 7. maddesinde kabul edilmiş olan milli menfaatler veya bu konudaki olağanüstü günlerde alınması gereken tedbirleri içermektedir.</p>
<p>Kamuoyunun tepkilerini dikkate alarak televizyonun bunu kendiliğinden kaldırması belki düşünülebilir. Ancak bu tür yapımların reyting ve kar amacıyla yapıldığını hepimiz bilmekteyiz. Bu diziyi ilginç kılmak için senaryosunda farklı argümanlar kullanılmıştır. Sadece Atatürk ile ilgili hatırasına alenen hakareti suç sayan bir kanun yürürlüktedir. Bunu diğer tarihi şahsiyetler için de geçerli kılmak herhalde mümkün değil.</p>
<p>Ancak gönlümüzden geçen, aklımızdan düşünebildiğimiz, tarihimizin önemli şahsiyetlerini olduğundan başka türlü görerek küçültmeye, aşağılamaya çalışan ne olursa olsun karşılığını bulmalıdır. Diziyle ilgili şikayetleri süratle dikkate alacağımızı ve kanun çerçevesinde gereğini yapacağımızı söyleyebilirim.&#8221;</p>
<div>
<div>Milliyet, 7.1.2011</div>
</div>
</div>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=294</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Yersiz Uzun” Diziler ve İzleme Biçimleri Üzerine Birkaç Not</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=285</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=285#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 10:45:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[My Posts/Benim Yazılarım]]></category>
		<category><![CDATA[audience]]></category>
		<category><![CDATA[dizi bölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[epsiode]]></category>
		<category><![CDATA[erkansaka.net]]></category>
		<category><![CDATA[izleyici]]></category>
		<category><![CDATA[protest]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[tv serial]]></category>
		<category><![CDATA[yerli dizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=285</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de tartışmasız en popüler programlar olan yerli diziler haftada ortalama 90 dakika çekiliyor,  reklamlar ve özetlerle birlikte akşamları iki buçuk saatlik sürede yayınlanıyor. Geçtiğimiz yıllarda “Son Bahar” isimli dizinin gece...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=287" rel="attachment wp-att-287"><img class="alignnone size-full wp-image-287" title="yerli-dizi-yersiz-uzun-eylemi" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2010/12/yerli-dizi-yersiz-uzun-eylemi1.jpg" alt="" width="470" height="376" /></a></p>
<p>Türkiye’de tartışmasız en popüler programlar olan yerli diziler haftada ortalama 90 dakika çekiliyor,  reklamlar ve özetlerle birlikte akşamları iki buçuk saatlik sürede yayınlanıyor. Geçtiğimiz yıllarda “Son Bahar” isimli dizinin gece geç saatlere kadar süren çekimlerinden dönen set aracının kaza yapması sonucu iki çalışanın hayatını kaybetmesiyle gündeme taşınan yerli dizilerin “yersiz uzun”luğu, geçen Cuma set çalışanları ve oyuncular tarafından protesto edildi.</p>
<p>Özel kanallar yaygınlaştığından beri popülerliği sürekli artan diziler, prime-time’da izleyiciyi kuvvetle ekran başına çektikçe daha fazla reklam almak da kanallar için çekici hale geldi. Bir yandan da son yıllarda hem Türkiye hem Ortadoğu pazarına sunulmaya başlayan Türk dizileri, sayıları ve deneyimleri giderek artan önemli sayıda emekçinin çalışma koşullarının zorlaşmasıyla yeni tartışmalara neden oldu. Şimdi bu emekçiler güçlerini birleşirip sömürülmeden, insani koşullarda çalışma haklarını talep ediyorlar.</p>
<p>Yapımcıların seslerini rating ölçümlerinden öte pek duymadığı bir başka “kitle” ise, bu sektörün varlık sebebi olduğu kadar üretim sürecinin başlı başına bir parçası olan izleyiciler. Senaryoların, oyuncuların ve emekçilerin bizzat aralarından çıktığı izleyiciler için de uzadıkça uzayan dizi bölümlerini bir yandan eleştirirken bir yandan buna uygun izleme/tüketme biçimlerini benimsiyorlar. Yazının bu noktadan sonrası bu 90 dakikalık dizilerin akşamları evlerimizde nasıl tüketildiğiyle ilgili bir araştırmacıdan çok bir kadın izleyici olarak gözlem ve deneyimlerime dayanıyor.</p>
<p>Kadın izleyici olarak diye vurgulamak isterim, zira iliklerimize işlemiş olan ataerkil kültürün erkekler üzerindeki en kötü yan etkisi olan tembellik, erkek bünyelerde en çok prime-time’da kendisini gösteriyor. Bunun sonucu olarak erkek izleyici pratiğini basitçe “uzun oturarak zap yapma, her zaman ilgiyle takip ettiği diziye sıklıkla laf çakma, arada tartışma programına göz atma” olarak betimleyebiliriz. Öbür taraftan kadın izleyici için 2,5 saatlik dizi yayın süresi, aynı zamanda gündüzden kalma ev işlerinin reklam periyotları ile orantılı biçimde halledilmesi için mutfak, banyo, ütü masası, çamaşır makinesi ile televizyon arasında gidip gelmelerle renklenir. Gerçekten de hayatın her alanında eşitsiz bir iş bölümüyle mücadele etmek zorunda kalan kadınlar için dizi izleme pratiği dinlenerek çalışmak olarak özetlenebilir.</p>
<p>Öbür taraftan, doksan dakikaya uzayan senaryolar haliyle kısa sürede yazıldığından üzerine çok çalışılamamış, mantık hatalarıyla dolu hikayeler olabilir. Ancak mantık dediğimiz subjektif yargının ötesinde bu hikayeler yoğun biçimde duygusaldır. Dizi izlemeyenlerin ‘aptalca’ bulduğu bu senaryolar, bu dinlenerek çalışma pratiği içinde gündelik hayatın gelgitleri arasında içimize bir dokunup geçen duyguların temsilleriyle kısa ve yoğun duygusal deneyimler yaşatmak için biçilmiş kaftandır. Dahası bu duygusal deneyimler yaşadığımız ilişkilerin, ailenin, ev işleriyle lüks hayatların ekrandaki temsili arasındaki gelgitleri, kuralları ve yasakları, eşitsizlikleri, hayatı ve ölümü çok derinlikli olmasa da gündelik hayatı etkileyecek biçimde yeniden düşünmemize, yargılamamıza ve duygulanmamıza yol açarlar. Vakit kaybı zannedilen bu zamanlar kadın izleyicilere bu açıdan zaman kazandırır.</p>
<p>Tabii ki bütün bu deneyimler dizilerin çalışanlar ve izleyiciler açısından ‘tahammül edilebilir’ bir süreye çekilmesiyle eksilmeyecektir. Televizyon etrafında dönen gündelik hayat hem duygular hem pratikler açısından her zaman yoğun ve zengindir zaten.</p>
<p>Feyza</p>
<p>Also published in <a href="http://http://erkansaka.net/archives/7047" target="_blank">Erkan&#8217;s Field Diary</a></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=285</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Cast of TV Serials Protests Bad Working Conditions</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=280</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=280#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2010 10:40:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selected News/Seçme Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=280</guid>
		<description><![CDATA[The unusual length of  TV serials is a hot issue in Turkey. The 90-minute boradcasting of weekly serials, stretched over more than 2 hours during prime-time is criticised by the audiences...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>The unusual length of  TV serials is a hot issue in Turkey. The 90-minute boradcasting of weekly serials, stretched over more than 2 hours during prime-time is criticised by the audiences as well as the staff working under bad conditions to create these serials weekly.</p>
<p>Last Friday, there was a walk-out by the cast of popular TV serials in Turkey who gathered against bad working conditions.</p>
<p>The motto of the gathering was “<em>Yerli Dizi Yersiz Uzun</em>” (Local Serial but Unusually Long). There are some production companies who support the action, as well.</p>
<p>There is a news item about the gathering below:</p>
<p><a href="http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/12/24/yerli.dizilerin.uzunlugu.isyan.ettirdi/600675.0/">http://www.cnnturk.com/2010/turkiye/12/24/yerli.dizilerin.uzunlugu.isyan.ettirdi/600675.0/</a></p>
<p><a rel="attachment wp-att-282" href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=282"><img class="alignnone size-full wp-image-282" title="yerli_dizi_yersiz_uzun" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2010/12/yerli_dizi_yersiz_uzun1.jpg" alt="" width="412" height="232" /></a></p></blockquote>
<h2><strong>Yerli dizilerin uzunluğu isyan ettirdi!</strong></h2>
<div><strong>Senarist, yönetmen ve oyunculardan oluşan bir grup, dizi sürelerinin indirilmesi ve setlerdeki çalışma koşullarının iyileştirilmesi istemiyle eylem yaptı.</strong>
</div>
<div>Senaryo Yazarları Derneğince (SENDER), Taksim&#8217;deki <a rel="1226" href="http://www.cnnturk.com/guncel.konular/ataturk/489/index.html">Atatürk</a> Kültür Merkezi (AKM) önünde, &#8220;Yerli dizi yersiz uzun&#8221; sloganıyla düzenlenen eylemde, sektörün her kesiminden katılımcılar, &#8220;8 saatlik iş günü istiyoruz&#8221;, &#8220;Dizi süreleri 45 dakikayı geçmesin&#8221;, &#8220;Emeklilik hakkımız gasp edilemez&#8221;, &#8220;Taksim sözleşmesi istiyoruz&#8221; ve &#8220;Özel <a rel="1508" href="http://www.cnnturk.com/guncel.konular/sinema/94/index.html">sinema</a> yasası istiyoruz&#8221; yazılı pankartlar taşıdı.</p>
<p>Eylemde konuşan SENDER Başkanı Nilgün Öneş, sektörün her kesiminden katılım olmasının eylemin haklılığını gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Dizi setinden evlerine dönerken <a rel="1127" href="http://www.cnnturk.com/guncel.konular/trafik.teroru/222/index.html">trafik kazası</a> sonucu ölen Zehra Sezgin ve Tülay Ergildi&#8217;ye işaret eden Öneş, <a rel="1508" href="http://www.cnnturk.com/guncel.konular/sinema/94/index.html">sinema</a> sektöründe acımasız ve insanlık dışı çalışmaların devam ettiğini kaydetti.</p>
<p>Öneş, şöyle devam etti: &#8220;Biz o arkadaşlarımızı, bu zor koşullar nedeniyle kaybettik. Bizler bu eylemle sadece insanca yaşama isteğimizi değil, aynı zamanda büyük bir arzu ve tutkuyla bağlı olduğumuz mesleğimize ve meslektaşlarımıza olan saygımızı da dile getiriyoruz. Yaptığımız işin değerli olduğunun bilincindeyiz. Dünya koşullarında çalışma isteğimize kimsenin karşı olamayacağını düşünüyoruz.</p>
<p>Hem dizi saatlerini hem de setlerdeki çalışma koşullarını düzeltme konusunda geç bile kaldık. Hiçbir yazar bir haftada 90 dakikalık senaryoyu yazamaz, yönetmen çekemez, oyuncu oynayamaz. Arkadaşlarımız, setlerde bu yüzden manasızca uzatılmış dizileri yetiştirmek için ağır koşullara katlanmak zorunda kalıyorlar. Bizler, sektörün bütün çalışanları olarak insanca yaşama koşullarını hak ediyoruz.&#8221;</p>
<p>Acımasız reyting savaşlarının kendilerini dünyanın gerisine götürdüğünü ifade eden Öneş, başka ülkelere pazarlanan dizilerin ikiye bölünerek yayınlandığını söyledi.</p>
<p>Dizi sürelerinin bir an önce yasal süresi olan 45 dakikaya indirilmesi gerektiğinin altını çizen Öneş, hedeflerinin, toplanan kalabalığı daha da artırarak seslerini yetkililere duyurmak olduğunu kaydetti.</p>
<p>Sinema Emekçileri Sendikası (SİNE-SEN) Başkanı Zafer Ayden ise dizi sektöründe çalışanları sigortasız çalıştırdıklarına değinerek, yetkili kurumlardan bu konuda girişimlerde bulunmalarını istedi.</p>
<p>Daha sonra, Erdal Özyağcılar ve Leman Sam&#8217;ın da aralarında bulunduğu pek çok sanatçı, eylemcilere destek veren konuşmalar yaptı.</p>
<p>Eyleme, Aşk ve Ceza, Arka Sokaklar, Bir Kadın Bir Erkek, Bitmeyen Şarkı, Lale Devri, Yaprak Dökümü, Yer Gök Aşk ve Ömre Bedel gibi dizi ekiplerinin yanı sıra Asist Yapım, Avşar Film, Koliba Film, Boyut Film, Gold Yapım ve Medyavizyon şirketleri de destek verdi.
</p></div>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=280</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Violence against Female Guest in Esra Erol&#8217;s Marriage Show</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=267</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=267#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2010 21:30:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selected News/Seçme Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[This is a news item from www.medyatava.com . Two guests, Necati and Yadigar, who met in Esra Erol’s program and were dating to get to know each other so as to be able to decide...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-270" href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=270"><img class="alignnone size-full wp-image-270" title="damat_esraerol" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2010/11/damat_esraerol.jpg" alt="" width="400" height="300" /></a></p>
<p>This is a news item from <a href="http://www.medyatava.com/" target="_blank">www.medyatava.com</a> . Two guests, Necati and Yadigar, who met in Esra Erol’s program and were dating to get to know each other so as to be able to decide whether to marry or not, broke up in the studio.  While discussing their breaking up, a short video comes on the screen where Necati shouts at and threatens Yadigar. Then the camera shows the studio again, and one of the guests who is a friend of Yadigar says that Necati beatYadigar the night before and that Yadigar is not telling all the details of this event because she is afraid of him.</p>
<p>Here is the link: <a href="http://www.medyatava.com/haber.asp?id=72632">http://www.medyatava.com/haber.asp?id=72632</a></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=267</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>A Documentary on Marriage Shows: Kamerayla Izdivac (Married to the Camera)</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=258</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=258#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2010 00:44:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selected News/Seçme Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Erol]]></category>
		<category><![CDATA[day-time show]]></category>
		<category><![CDATA[documentary]]></category>
		<category><![CDATA[izdivac]]></category>
		<category><![CDATA[marriage show]]></category>
		<category><![CDATA[women's programs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=258</guid>
		<description><![CDATA[A very interesting documentary film directed by Doğa Kılcıoğlu. The film is about one of the most popular daytime shows, a matchmaking show, Esra Erol’la Izdıvac. I haven’t seen the...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-259" href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=259"><img class="alignnone size-full wp-image-259" title="kamerayla izdivac" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2010/11/kamerayla-izdivac.jpg" alt="" width="720" height="405" /></a></p>
<p>A very interesting documentary film directed by Doğa Kılcıoğlu. The film is about one of the most popular daytime shows, a matchmaking show, <em>Esra Erol’la Izdıvac</em>. I haven’t seen the film yet, but the trailer is very exciting and triggers my enthusiasm about my research project.</p>
<p>Here is the trailer: <a href="http://www.delicefilm.com/movies/movie13.html">kamerayla izdivac</a></p>
<p>And here is the Q&amp;A after premiere: <a href="http://ifistanbul.com/blog/?p=3816">Q&amp;A</a></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=258</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>New RTUK Bill: Family, Language and Culture Protected</title>
		<link>http://offthescreen.net/blog/?p=250</link>
		<comments>http://offthescreen.net/blog/?p=250#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 31 Oct 2010 22:31:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>feyza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Selected News/Seçme Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Arinc]]></category>
		<category><![CDATA[RTUK]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[culture]]></category>
		<category><![CDATA[family]]></category>
		<category><![CDATA[language]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://offthescreen.net/blog/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[This is a news item from Hurriyet Daily News.  Deputy Prime Minister Bulent Arinc comments on the new RTUK (Radio and Television Supreme Council) Turkish Parliament discusses new RTÜK bill...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>This is a news item from Hurriyet Daily News.  Deputy Prime Minister Bulent Arinc comments on the new RTUK (Radio and Television Supreme Council)</p>
<h1><a rel="attachment wp-att-251" href="http://offthescreen.net/blog/?attachment_id=251"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-251" title="rtuk-logo-280-x-210" src="http://offthescreen.net/blog/wp-content/uploads/2010/10/rtuk-logo-280-x-210-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></h1>
</blockquote>
<h1></h1>
<h1>Turkish Parliament discusses new RTÜK bill</h1>
<h5>
ANKARA &#8211; Hürriyet Daily News<br />
<em>Thursday, October 21, 2010</em></h5>
<p>Parliament’s Constitution Committee on Thursday discussed a new bill that would bring harsher punishments to media institutions for controversial content.</p>
<p>The Constitution Committee met to discuss the new Supreme Board of Radio and Television, or RTÜK, law, which brings heavy fines to TV shows that include racy images or use vulgar language.</p>
<p>Discussions were ongoing when the Hürriyet Daily News &amp; Economic Review went to print late Thursday.</p>
<p>Speaking during discussions, Deputy Prime Minister Bülent Arınç, who oversees RTÜK, said media institutions already expected such a bill.</p>
<p>He also said Turkish Radio and Television Corporation, or TRT, was outside the supervision of RTÜK and that RTÜK should also oversee TRT broadcasts in the same way it does private televisions.</p>
<p>The issue had been a hot topic recently, as complaints about certain shows reached record highs.</p>
<p><strong>Blood and battles limited</strong></p>
<p>Under the draft bill, footage of terror and violence will be drastically curtailed, in order to prevent support for the terrorist Kurdistan Workers’ Party, or PKK’s, cause.</p>
<p>Bloody explosions, clashes between Turkish security forces and terrorists, and images of those injured in conflict will be banned.</p>
<p>RTÜK has also banned airing scenes where a family is informed of their son’s death in combat.</p>
<p>If a channel supports terror and the division of religious sects or goes against the principles of Atatürk as defined in the Constitution, their license will be revoked after only one warning.</p>
<p>Programs that “evoke hate in public, encourage breaking the law and exploit or constrain women” will have to pay a fine of at least 10,000 Turkish Liras, without prior warning.</p>
<p><strong>Family, language, culture protected</strong></p>
<p>Hit primetime TV shows have received reactions from the public for “damaging the structure of family,” prompting RÜTK to also ban racy scenes from TV shows.</p>
<p>Also prompted by a leading TV show, the new law protects the Turkish language by not only banning vulgar language but also requiring that Turkish be used correctly.</p>
<p>An interesting regulation has been brought to cartoons and children’s shows: At least 20 percent of cartoons and 40 percent of other children’s programs must be made in Turkey and must contain elements of Turkish culture.</p>
<p>Radio and television stations, in set rates and times, must air programs featuring Turkish folk music and Turkish classical music.</p>
<p><strong>Media bosses to own only four TV channels</strong></p>
<p>The draft law prevents political parties and other institutions and associations from owning TV channels.</p>
<p>Media bosses and corporations are being restricted too, with the law stating that a single person or corporation can own only four TV channels.</p>
<p>Important events, as defined by RTÜK, will have to be aired without a code and without any monetary charges.</p>
<p>© 2009 Hurriyet Daily News<br />
URL: <strong>www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=parliament-discusses-new-rtul-bill-2010-10-21</strong></p>
<p><a class="a2a_dd addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save">Share/Bookmark</a> </p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://offthescreen.net/blog/?feed=rss2&#038;p=250</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
